Misyonerler Ya da “Misyon-Er”leri

Genelde rejimin “misyon-er”lerinin ön plana çıktığı ve her zaman olduğu gibi gündemi belirlediği bir zaman periyodunu yaşadık. Öyle ki aylardır gündemin birinci sırasına oturan ve tam anlamıyla ABD propagandasına dönüşen Afganistan operasyonunun yanı sıra gündeme gizemli olduğu kadar traji-komik bir biçimde misyonerlik tartışmaları damgasını vurmaya başladı. Asıl komik olan ise, misyonerlik tartışmalarını yapanların, genelde, Allah’ın dini olan İslam’dan razı olmayıp, İslam dinini, rejimin değişmez ilkelerine uygun bir formatta yeniden tanımlamaya, yorumlamaya çalışanların olmasıydı. Bu vesileyle bir kısım odaklar, önemli gelişmeleri perdeleme amacındayken, rejimin “misyon-er”leri de kendilerini dinin koruyucusu kisvesiyle topluma sunma gayretindeydiler. Bu popülist söylem ile bir yandan toplumsal hassasiyetler ön plana çıkarılırken, diğer taraftan da rejimin “misyon-er”lerine karşı toplumda oluşan şüpheler giderilmek isteniyordu sanki… Oysa rejimin “misyon-er”lerinin yaptıkları ile şeytana tapan “satanist”lerin, Hıristiyanlığın üçlü teslis akidesini (şirkini) Tevhid akidesi yerine ikame edebileceklerini sanan misyonerlerin, ırkçı din anlayışlarıyla “siyonist”lerin, emperyalizmin kurguladığı türedi dinlerin (Bahailiğin, Yahova Şahitleri’nin, Masonluğun…) yapmak istedikleri arasında özde bir fark bulunmadığı aşikardı. Zira Edward Said ve bazı batılı yazarların da altını çizerek belirttikleri gibi, misyonerliğin amacı, yalnızca Hıristiyanlık dinini insanlığa götürmek değildir. Misyonerlik, aynı zamanda Hıristiyan-Emperyalist devletlerin / güçlerin (vb.) siyasi, ekonomik ve kültürel amaçlarını gerçekleştirme yolunda örgütlü ve ciddi finansal desteğe sahip çalışmalardır da…

Özetle bu misyonerler diyorlar ki, bizim dinimiz güçlü olduğu için biz de güçlüyüz ve dünyaya hakim durumdayız. Siz de bizim yaptığımız gibi dininizi yeniden gözden geçirir, dininizi reforme ederek seküler bir kalıba sokabilirseniz ya da buna gerek almadan bizim dinimize girerek “protestan ahlakı”nı yakalarsanız sizler de güçlenir, kalkınırsınız. Rejimin “misyon-er”leri de özde aynı şeyleri bizim dilimizle ifade etmiyorlar mı? Öyleyse kıblesini batıya çevirmiş rejimin “misyon-er”leri ile misyonerler arasındaki bu kayıkçı kavgasının arka planındaki nedenler neler olabilir?

Bize göre, misyonerlik ile ilgili tartışmaların birinci nedeni, geleneksel dürtüler ve bu hassasiyetlerin dile getirilmesinin popülist politikalara prim sağlamasıdır. İkincisi, zaten “bir hükümeti, bir kuruluşun, genellikle uzak bir bölgede ya da ülke içinde bir kimseye ya da topluluğa verdiği belirti ve geçici görev” anlamındaki misyonerliğin/”misyon-er”liğin, mevcut atmosferden kendi misyonları doğrultusunda istifade etme gayretidir. Üçüncüsü ise, henüz çok kesif bir şekilde belirtileri ortaya dökülmeyen, gözlemlenemeyen, hatta ABD’nin Türkiye’ye zorlanılan AB ile ABD arasındaki güç çekişmesi bağlamında dile getirilen spekülatif nedenlerdir. Dolayısıyla, Türkiye vb. ülkelerdeki klasik anlamıyla misyonerlik faaliyetleriyle, Batı yörüngesindeki rejimlerin resmi politika haline dönüştürdükleri, dahası bazılarının rejimin bekası için elzem gördükleri yeni bir din kurgulama çalışmaları; hoşgörü, dinler-arası diyalog söylemleri, Abant Konsilleri ve siyasi kulvarda somutlaşan sekülerleşme, düşünsel ve peşisıra yaşam biçimi alanlarındaki evrilmeler karşıt faaliyetler değil, birbirlerini tamamlayan ‘misyon’un önemli unsurları olarak karşımızda durmaktadırlar. Bir anlamıyla, misyonerlik faaliyetlerinin ulaşmak istediği sonuçlarla söz konusu ettiğimiz değişik projelerin hedefleri arasında tam anlamıyla bir paralellik söz konusudur.

STRATEJİK ORTAKLIK

Misyonerler ile “misyon-er”lerinin adeta birbirlerini tamamladıkları bir coğrafyada yaşıyoruz. Her şeyin “Türkiye’nin kendine özgü koşulları” çerçevesinde değerlendirildiği bu ülkede “stratejik ortaklık” anlayışının da farklı olması kaçınılmaz bir sonuçtur. Dolayısıyla bir köşe yazarının Türkiye ile ABD arasındaki stratejik işbirliğinin, ABD’nin stratejik işbirliği içinde olduğu diğer ülkelerinkiyle benzeşmediğini ifade etmesi bizleri şaşırtmamalı. Bilindiği gibi “stratejik ülke” konumundan, zamanla, “stratejik işbirliği”ne değer verilen ülke statüsüne yükselen Türkiye, yakında ABD’nin stratejik ortağı (?!) olmak üzere sistemini yenilemeye zorlanmaktadır. Soğuk savaş döneminde stratejik müttefik olarak değerlendirilen Türkiye, İran Devrimi ile ivme kazanan dış dinamiklerle zorlanan bir değişimin sürecini yaşamaktadır. 11 Eylül olayları sonrası önemi giderek artan Türkiye’de bazıları güvenlik kaygısını ön plana çıkartarak bu değişim sürecinin önünü kesmek istemektedirler. Ancak, Batının özellikle ABD’nin global ve bölgesel politikalarında Türkiye’nin vazgeçilmez bir yeri olduğu artık netleşmiş bulunmaktadır. Aynı zamanda konjonktürel gelişmeler kendine has politikalardan mahrum olan ve Batı ile birlikteliği adeta bir amaç haline getiren Türkiye’yi olayların içine hızla sürüklemektedir. Ne var ki, ABD ile ilişkilerinde inisiyatifi tamamen kaybeden, ABD’nin politikası gereği hızla İsrail ile stratejik işbirliğine zorlanan Türkiye’de ciddi anlamda zihniyete ilişkin ve yapısal sorunlar bulunmaktadır. Dolayısıyla mevcut yapının resmi politikası (?!) ile ABD’nin politikaları tam anlamıyla örtüşmemektedir. Ve bu gerçek, artık Türkiye’nin vaziyeti idare etmesine de imkan vermemektedir. Bu nedenle, başta Irak ve Kıbrıs konuları olmak üzere bir çok konuda Türkiye’nin resmi politikalarını sürdüremediği ve dış dinamiklerin tesiriyle hızla bir yerlere doğru sürüklendiği görülebilmektedir. Artık yeni küresel dengeler belirleyici olmaya başlamış bulunmaktadır. Dolayısıyla Türkiye, değişime direnerek ve güç dengelerinin konjonktürel boşluklarından yararlanarak vaziyeti idare etme opsiyonunu kaybetmiştir. Her ne kadar devlet içindeki bir takım unsurlar, AB karşıtı söylemlerin arkasına sığınarak dirençlerini sürdürseler de, bu, sonucu değiştirmekten çok biraz geciktirmekten başka bir işlev göremeyecektir. Zira dış dinamikler Türkiye’de karşı konulması güç bir etkiye ulaşmıştır. Bazı çevrelerin, en azından mevcut dengeler çerçevesinde, ABD ile AB arasında gereğinden fazla öne çıkardıkları çıkar çatışmasına rağmen, ABD, Türkiye’nin AB dışında kalmasını istememektedir. Türkiye’den, bir an önce, ekonomisini düzeltmesini istemekte, siyasi reformları geciktirmemesi yönünde telkinlerde bulunmaktadır.

Bu bağlamda, ABD’nin terörle mücadele bahanesiyle Afganistan’da yürüttüğü hakimiyet mücadelesine tam destek veren Türkiye, Irak’a operasyon kararını vermiş olan ABD’nin politikaları doğrultusunda hızla savrulmaya devam etmektedir. Başbakan Ecevit’in 1980 sonrası T. Özal’ın yaptığı ABD gezilerini andıran son ABD çıkartması bu durumu daha da netleştirmiş bulunmaktadır. Öyle ki ABD’nin Türkiye’ye vereceği ekonomik ve finansal destek vaatleri ile Türkiye’nin Irak operasyonunda ABD’ye vereceği destek arasında ciddi bağlantılar da bunu ortaya koymaktadır. Bu arada Türkiye’nin Saddam yönetimini BM kararlarına uyma konusunda ikna çabaları da devam etmektedir. Operasyona hazırlık sürecinde bu durum bizi şaşırtmamalıdır. Bush yönetimi Irak muhalefetini desteklemeye devam etmektedir. BM ve diğer uluslararası örgütler marifetiyle yaptırımları daha da yoğunlaştırılmaktadır. Yani zaman ve yöntemi henüz netleşmemiş olan Saddam yönetimini devirme süreci, “stratejik ortak”(?!) Türkiye’nin de olayların içine hızla çekilmesiyle devam etmektedir. Bu arada, sınırları içinde ciddi bir etnik çatışma dönemi yaşayan Türkiye’nin, Saddam’ın devrilmesinden sonra Kuzey Irak’ta fiili bir Kürt Devleti kurulmasından kaygı duyduğu da bilinmektedir. Zaten Irak’taki fiili durum da Türkiye’nin rahatsızlığını haklı kılacak bir manzara arz etmektedir. Ancak, ABD’nin bölgedeki politikası iyi tahlil edildiğinde ve Türkiye’nin ABD açısından önemi dikkate alındığında bölgede bir Kürt devleti kurulması çok zor görünmektedir. Belki Türkiye’nin bilgisi ve kontrolü dahilinde bir Kürt federasyonu’nu ABD düşünse de mevcut dengeler çerçevesinde şimdilik bu da mümkün gözükmemektedir. Durum bu olunca, ABD’nin stratejik ortağı olmaya hazırlanan Türkiye’nin geçmişe takılarak, Kürt Devleti kurulmasını bir savaş sebebi sayması da komik olmaktadır. Çünkü bölgeyi kontrol eden güç olarak ABD’nin Türkiye’ye rağmen böyle bir politika izlemesi beklenilmemelidir. Aynı zamanda, bazı çevrelerin iddia ettiği gibi Türkiye, böyle bir girişimle karşılaşsa ABD’ye mi savaş açacaktır? Dolayısıyla belirli dönemlerde Türkiye’yi kendi politikalarına angaje etmek isteyen ABD’nin bölgedeki bazı operasyonlarının, bölgede Türkiye aleyhine bir Kürt Devletine dönüşmesi beklenemez. Konu, kuruluşundan bu yana PKK ile ABD ilişkileri analiz edildiğinde daha net anlaşılacaktır. Ayrıca, ABD’nin bölgesel politikalarında yanında görmek istediği ve desteğini stratejik gördüğü bir Türkiye gerçeği karşımızda durmaktadır.

Öyle ki, ABD’nin etkili yazarlarından William Safire, Türkiye’nin ABD açısından önemini daha geniş bir çerçevede ifade etmektedir. “Köktendinci müslümanlara karşı Türk kartının oynanması…” gereğini ortaya koyan Safire, “Gerçek düşman olan köktendinciliğin, İslam dünyasını ele geçirip Suud ve Kuveyt petrollerine sahip olmak isteyen ve ılımlı müslümanlarla tüm Hıristiyan ve Musevileri yok etmek amacında olduğunu…” korkuyla ifade etmektedir. Dolayısıyla bu tür hareketleri bölüp parçalamak gerektiğinin de altını çizen Safir, geçmişte Sovyetlere karşı Çin kartı nasıl oynanılmışsa bu hareketlere karşı da “Laik-Demokratik Müslüman Türkiye” kartının oynanması gereğinin altını çizmektedir.

DAVOS TOPLANTILARI VE RECEP TAYYİP ERDOĞAN

W. Safire’nin de ifade ettiği gibi, Batı için, özellikle de ABD için Türkiye kartı büyük bir önem arzetmektedir. Hem arzulanan model bir ülke olmasıyla, hem de Ortadoğu, Balkanlar, Ortaasya ve Avrupa politikalarında vazgeçilmez bir partner, kendine özgü bir “stratejik ortak” olarak Türkiye vazgeçilmez bir öneme sahiptir. Gelecekte arzulanan niteliklere sahip bir Türkiye için gerekli düşünsel ve toplumsal dönüşümü Batılı referanslar çerçevesinde gerçekleştirebilecek, en azından buna uygun bir vitrin işlevi görebilecek, halk tabanı bulunan bir lidere ihtiyaç duyulduğu da bilinmektedir. Görünen o ki bu kadroya aday en güçlü isim de Recep Tayyip Erdoğan’dır. Aksi görüşlere rağmen, 11 Eylül sonrası bu tip bir lidere duyulan ihtiyaç ve Türkiye’den Batının beklentileri azalmamış, artmıştır. Önemli olan, bu aday isimler ve kadroların, sistemin temel değerleriyle çatışmaya girmeden global sistemin arzuladığı bir Türkiye projeksiyonunu ortaya koyabilmeleridir. Bunun ciddi ve zorlu bir süreç yaşanmadan gerçekleşmesi ise beklenemez. Dolayısıyla Türkiye’nin değişim sürecinde direnç odaklarının ortaya çıkması ve mevcut statükoyu korumak için mücadele etmesi şaşırtıcı olmayacaktır. Nitekim Anayasa Mahkemesi’nin AK Parti ile ilgili kararı sistemdeki bu sancının göstergelerinden biri olarak alınmalıdır. Bu karar, hukuki sürecin bir sonucu olmaktan ziyade siyasidir ve adeta sistem-içi odakların pozisyonlarını ortaya koyan önemli bir karar olması nedeniyle de önemsenmelidir. Bilindiği gibi Anayasa Mahkemesi AK Parti ile ilgili kararı alırken bir hayli (6/5 çoğunluk) zorlanmış bulunmaktadır. Karara göre, R. Tayyip Erdoğan, partisinin genel başkanı olabilecek, siyaset yapabilecek, ama milletvekili olamayacaktır. Dolayısıyla milletvekili seçilebilme yeterliliğine sahip olmadığı için de başbakan olması mümkün olmayacaktır. Mahkemenin kararıyla ilgili bu hakim yoruma rağmen, konunun netleşmesi için mahkemenin gerekçeli kararının görülmesinde zaruret olduğu hukukçularca ifade edilmektedir.

Aynı zamanda, Anayasa Mahkemesi, Tayyip Erdoğan’ın kurucu üyelikten çıkartılması için AK Parti’ye ihtar verilmesini de kararlaştırmış bulunmaktadır. Erdoğan’ın genel başkanlık yetkilerine tedbir konulması yolundaki Başsavcılık talebi ise mahkemece reddedildi. Karardaki bu ve benzeri açık maddelere karşın Erdoğan’ın milletvekili seçilip seçilemeyeceği hususu tartışmalara neden oldu. Ancak bu konuda da henüz bir yargıya varabilmek için vakit erken görülmektedir. Mahkemenin gerekçeli kararı yayınlandıktan sonra son kararı Yüksek Seçim Kurulu’nun vereceği bilinmektedir. Ne var ki Yüksek Seçim Kurulu’na konunun intikalinden önce bazı gelişmelerin olması da kuvvetle muhtemeldir. Tekrar ciddi bir kriz yaşanmadığı takdirde 2003 sonbaharından önce ufukta seçim gözükmemektedir. Bu arada Anayasa’da yapılan değişikliklere paralel olarak yapılması gereken yasal değişiklikler Erdoğan’ın seçilme hakkını engelleyen hukuki durumu ortadan kaldırabilir. Ayrıca, “memnu hakların iadesi” talebiyle Erdoğan’ın mahkemeye başvurmasıyla bu engel bertaraf edilebilir. Bilindiği gibi, T. Erdoğan, 26 Ocak 2003 tarihinden itibaren “memnu hakların iadesi” için mahkemeye başvurabilecektir.

Anayasa Mahkemesi’nin AK Parti ile ilgili kararının ilginç bir boyutu da başörtülü oldukları gerekçesiyle parti kurucusu olamayacakları doğrultusundaki Başsavcılık talebinin reddedilmesidir. Böylece Mahkeme, AK Parti kurucu üyeleri Ayşe Böhürler, Sema Ramazanoğlu, Fatma Ünsal Bostan ve Serap Yahiş Yaşar’ın kurucu üyelikten çıkarılması talebini “oy birliği ile” reddetmiş oldu. Bu karar, her ne kadar, “partilerin kamusal alan dışında görüldüğü” şeklinde yorumlansa da, bu anlamı aşan etkileri olabilecek bir karardır. Zira bu karar, 28 Şubat süreciyle başlayan resmi bağnazlıktan dönüşün bir işareti olarak da değerlendirilebilir. Ancak, AB’ne giriş sürecini yaşayan ülkede yine bir garabet ile karşı karşıya bulunulmaktadır. Anayasa Mahkemesi’nin kararıyla, başörtülü kadınlar da, artık her türlü siyası faaliyetlere katılabilecekler, kurucu üye olabilecekler, milletvekili seçilebileceklerdir. Ancak “kendine özgü şartlar”dan sıyrılamayan Türkiye’de Anayasa Mahkemesi kararına karşın 28 Şubat ürünü olan Meclis İç Tüzüğü bu hakların kullanılmasının önünde engel olarak durabilmektedir. Aslında engel olan Meclis İç Tüzüğü’nde somutlaşan etkili çevrelerin hassasiyetleri olduğu da herkes tarafından bilinmektedir. Bu nedenledir ki, bu karara rağmen, AK Parti ve Saadet Partisi, seçimlerde başörtülü aday göstermeyeceklerini deklare etmek gereğini duymuş bulunmaktadırlar.

Partisi ve kendisiyle ilgili tartışmaların gündemde olduğu bir zamanda AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan Davos Toplantıları’na katılmak üzere ABD’ne gitti. Yıllardır Dovaos’ta yapıldığı için Davos Toplantıları diye anılan bu toplantılar, Erdoğan ve Ak Parti’nin geleceği açısından en az Anayasa Mahkemesi kararları kadar önem arzeden toplantılardır. 11 Eylül olayları nedeniyle Newyork’ta gerçekleştirilen Dünya Ekonomik Forumu’nda T. Erdoğan, geçmiş imajını silerek global sistemi kontrol eden ekonomik ve siyasi güç odaklarına “bana güvenin ve destek verin” mesajını vermek durumundadır. Kendisinin geleceği ve Partisinin iktidara, daha doğrusu hükümete yürüyebilmesi buna bağlı bulunmaktadır. Global sistemi kontrol eden güç olarak ABD damgasını taşıyan bu tür toplantılarda, Batı’nın model ülkesi olmaya aday bir ülkeyi yönetmeye aday bir lider, kendini ispat etmek, misyonunun gereğini tereddütsüz yapacağı/yapabileceği konusunda inandırıcılığını ortaya koymaktan başka ne yapabilir?..

İktibas

1 Yanıt, “Misyonerler Ya da “Misyon-Er”leri”


  1. 1 seyyid Şubat 10, 2009, 8:57 pm üzerinde

    Haclı zihniyetine birkac sorumuz olacak….
    1-) Dininizin reklamını yaparken nicin Islam`ı karalıyorsunuz. Sadece kendi dininizi anlatarak (muslumanların yaptıgı gibi) taraftar toplayamayacagınızı anladıgınız icin mi?
    2-) Neden Yahudilige tek kelime bile edemiyorsunuz? Yoksa gercekten hıristiyanlık Yahudilerin kontrolunde bir din midir?
    3-) Islam`ın dusmanı olan her inancı desteklemenizin sebebi nedir? Hz Muhammed`in hayatını anlatan kaynaklarınızda resmen muslumanlara yıllarca zulmeden putperestleri bile ovuyorsunuz. Sizin tanrı inancınız bu kadar zayıf mi yoksa?
    4-) Bir yerde tek tanrıya inanıyoruz diyorsunuz, baska yerde Isa Allah`in oglu diyorsunuz? Karar verin artık. Siz tek tanrıya mi yoksa 3 tanrıya mı inanıyorsunuz?
    5-) Bir tanrıyı tanrı yapan 3 özellik vardır. 1-)Yaratıcılık 2-) Olumsuzluk 3-) Sonsuz guc. Hz Isa bunların hangisine sahip? Sizce bir tanrı öldürülebilir mi?
    6-) Neden tek bir kitabınız bile yok? Nicin 4 kıtabınız var? Tanrı size birbirinden farklı 4 kitap yollayıp “istediginizi secin” mi dedi?
    7-) Her yerde Islam`ın savas ve vahset dini, Hiristiyanlıgın ise barıs dini oldugunu soyluyorsunuz. Peki yuzyıllarca suren Haclı katliamlarını nasıl acıklayacaksınız? Bugun hıristiyanların bir grubu petrol icin bir ulkeyi isgal ederken hıristiyanlıgın lideri Papa bile buna vahset diyor bu mu sizin barıscılıgınız? Sizin barıscılıgınız coluk cocugun uzerine yuzlerce fuze yagdırmak mı, yoksa anadoluyu isgal edip muslumanları kılıctan gecirmek mi? (defalarca haclı ordularıyla denediniz ama Allah izin vermedi size!)
    8-) Hz Isa`nin babası olmadıgı icin onun Allah`ın oglu oldugunu iddia ediyorsunuz. Hz Adem`in de babası yoktu, o da mı Allah`ın oglu? Eger o da Allah`ın ogluysa (ki Hz Isa Allah`in ogluysa Hz Adem de en az onun kadar Allah`ın oglu) bu durumda dunyadaki tum insanlar Allah`in cocukları oluyor. Bu durumda Hz Isa`nin bir ozelligi kalmiyor!
    9-) Protestanlar Katoliklere, Katolikler de Protestanlara kafir diyorlar. Bu nasıl istir? Hangisi gercek inanc? Daha kendi icinde belli bir inanci olmayan din mi kurtaracak bizi? Hadi diyelim ki hiristiyan olduk, o zaman hangisini sececegiz?
    10-) Islam dinindeki Allah`ı acımasız olmakla sucluyorsunuz ve kendi tanrınızın sevgi dolu oldugunu soyluyorsunuz. Hıristiyanlikta Nuh tufanının olusumu nasıldır o zaman? Sevgi dolu tanrınız sevgi dolu yagmur ile mi oldurdu insanları? Inandıgınız tanrı o kadar sevgi dolu ise o zaman nicin Hz Adem`in binlerce yıl isledigi bir kusurdan tum insanlıgı sorumlu tutuyor? Bu mu sizin sevgi anlayısınız?
    11-) Hz Isa`ya gonderilen orjinal incil su an nerededir?
    12-) Hz Muhammed`in cagrısına kulak verip musluman olan o zamanın Habesistan Kralı ile ilgili ne soyleyeceksiniz? Habesistan kralı Necasi o zaman: “Iste yıllardır bekledigimiz peygamber geldi” demisti ve Islam`ı yanındaki tum papazlarla beraber kabul etmisti. Habesistan kralı hıristiyan degil miydi?
    13-) Hadi muslumanlara dusmanlıgınız var anladık, ama hacli seferlerinde ortodoks hıristiyanlari niye katlettiniz? Onlara ne kininiz vardı?
    14-) Barnabas incilini nicin imha etmek istiyorsunuz? Yazılan yuzlerce incil cesidi icinde digerlerine gore daha mantıklı gozukmesi sizi rahatsız mı ediyor? Yoksa bazı yalanlarınızın ortaya cıkması mı sizi panige sevketti.
    15-) Dininiz o kadar guzel bir din ise neden promosyonlara gidiyorsunuz? Neden ailelere hiristiyan olurlarsa para yardımı yapacaginiz vaadinde bulunuyorsunuz? Insanları rahat bırakın, mantıklarına uyuyorsa kabul etsinler dininizi, yoksa rusvet vermeden dininize kimsenin katılmayacagini sonunda anladiniz mi?
    16-) Engizisyonlar da hıristiyanlıgın hosgoru ve barısına ornek olarak verilebilir mi?
    17-) Incil belli araliklarla surekli yenilenmektedir. Incilin en son yenilenmesi ve icindeki hataların duzeltilmesi de 1900`lere rastlar. Peki bu yeni incillerdeki bazı ayetlerin Kuran`dan calıntı olmadıgı ne malum? (hani diyorsunuz ya Kuran`daki bazi ayetler incilden calıntıymıs….)
    18-) Alkol tum dinlerde yasaklanmısken sizin saraba kutsal icecek demenizin sebebi Incil`i yazdıgınız zaman sarhos olmanız mı yoksa arkasında baska sebepler mi var?
    19-) Incildeki “Matta: 10/34: “Yeryüzüne selamet getirmeye geldim, sanmayın; ben selamet degil, kılıc getirmeye geldim…” Ayetini acıklar mısınız?
    20-) Bir ayette Hz Isa`nin uzerinde uzum bulamadigi icin bir agacı lanetlediginden bahsediyor. Bunun ne kadar sevgi dolu bir yaklasım oldugunu acıklar misiniz? Hem tanrı olarak gordugunuz Hz Isa nasıl oluyor da acıkıyor?
    21-) Siz Islam`dakı bazı inancların eski arap putperest medeniyetinden geldigini iddia etmistiniz.Tarihcilere gore sizdeki tutsu, mum, vaftiz gibi olaylar eski yunan mitolojisinden alıntı. Buna ne diyeceksiniz?
    22-) Islam`ın o zamanki Ay tanrısı dinine benzedigini soylemistiniz. Incil kabul edildigi donemde romalıların inandıgı gok tanrı benzeri dinde de hac vardi ve kutsal gunleri pazardı. Bu cok tanrılı din hıristiyanlıkla bir suru benzerlik tasıyordu. Bu bir tesaduf mu yoksa hıristiyanlik bu dinden mi alıntı? (o donemde roma imparatoru iki dini kaynastirip ortaya bugunku hiristiyanligi cıkarmıstı boylece roma imparatorlugu icinde yasayan hiristiyanlarla gok tanrı dinine inananlar arasında bir ic savas cıkmasını onluyordu)
    23-) Turkiye ve Turk halkı kurtulus savasındayken onları haince arkadan vurup isgalcilere destek veren misyoner kuruluslar hala nasıl utanmadan sevgiden bahsetmektedirler?
    24-) Islam`da hıristiyanla ve yahudiyle evlenmeye izin verilirken hıristiyanlıkta neden diger dinlerle evlilige izin verilmez. Bu mudur sizin sevgi ve hosgoru anlayısınız?
    25-) Incilde “bir kadına sag gozun sehvetle bakarsa cıkarıp at, bu tum vucudunun cehennemde yanmasından iyidir” diyor. Eger hiristiyanlar incildeki bu sozu uygulasalardi 2 gozlu hıristiyan gorebilir miydik? Arastırmalara gore hıristiyan genclerin %85`i evlenmeden once en az 1 kere cinsel iliskiye giriyorlar. Bir kadına sehvetle bakmanın cezası gozun cıkarılması ise zinanın cezası nedir?
    26-) Aynı incilde bosanmıs bir kadınla evlenen zina etmis olur diyor. Islam`a vahsi bir din diyen misyonerler acaba bunu acıklayabilirler mi? Arastirmalara gore hiristiyan ulkelerdeki insanlarin %60`i birden fazla evlilik yapmis. Bu zina ehlinin cezası nedir? (kaynak avrupa ve amerika)
    27-) Incilde “sag yanagınıza tokat yiyince sol yanagınızı cevirin” demektedir. Peki hiristiyanların daha tokatın izi gelmeden Islam dunyasına yumruk, tekme girismelerinin sebebi nedir? Bu durumda tum haclı ordulari incile gore gunahkar ve cehennemlik olmuyor mu?
    28-) Incil`de oruc tutarken basınıza yag surup yuzunuzu yıkayın diyor. Bu ne anlama geliyor ve hiristiyanlar orucu nasıl tutmaktadir (veya tutmakta mıdır?)
    29-) Islam eger bos bir inanc ise nasıl oluyor da insanlar kendilerine hicbirsey vaadedilmedigi halde Islam`a kosuyor. Hıristiyanlarda oldugu gibi kendilerine ne para, ne avrupa amerikada yasam vaadediliyor. Dunyalık hicbir sey vaadetmeden nasıl her yıl milyonlarca insanı kendine cekiyor bu din?
    30-) Incil`de “neden kardesinin gozundeki copu gorursun de kendi gozundeki mertegi farketmezsin” diyor. Bu ayni sizinle Islam arasindaki iliski gibi. Islam`a laf atmadan once nicin kendi 4`e bolunmus dininize bakmıyorsunuz?
    31-) Incil`de bir ayet gordum ve acıklamasini merak ettim. Lutfen acıklar mısınız: “Ben ogulla babasının, kızla annesinin, gelinle kaynanasının arasına ayrılık sokmaya geldim.”
    32-) Incil`e gore Hz Isa “Carmıhını yuklenip ardımdan gelmeyen bana layık degildir.” diyor. Peki bu durumda kacınız ona layıksınız?
    33-) Elimde ingilizce bir incil var ve soyle bir ayet gordum: Luke;14-26 If any one comes to me and does not hate his own father and mother and wife and children and brothers and sisters,yes,and even his own life,he cannot be my disciple. Bunun Turkce karsiligi aynen soyledir: “Sayet bana gelen biri babasından,ve anasından ve karısından ve çocuklarından ve erkek kardeşlerinden ve kız kardeslerinden, evet,ve hatta kendi hayatından nefret etmiyorsa benim ögrencim olamaz.” Peki misyonerlerin hazırladıgı turkce incillerde nicin bu: “isa dönüp onlara söyle dedi: «Biri bana gelip de babasını, annesını, karısını, çocuklarını, kardeslerini, hatta kendi canını bile gözden çıkarmazsa benim ögrencim olamaz. ” seklinde tercume edilmis? Bu incilleri hazırlayan misyonerler Turkce mi bilmiyorlar, ingilizce mi bilmiyorlar yoksa bazı seyleri saptırmaya mı calısıyorlar?!?!
    34-) 1 Corinthians:14-[34] the women should keep silence in the churches. For they are not permitted to speak, but should be subordinate, as even the law says. Bu da bir baska ayetti. Ingilizcesinde kadınlar itaat altına alınmalıdır diyor ama misyonerlerin Turkler icin hazirladigi ozel tercumelerde “bayanlar sessizligini korumalıdır” yaziyor. Gerci kadınlar sessizligini korumalıdır hukmu ingilizce metinde de geciyor ama kadınların itaat alınması kısmı tercumelerde atlanmıs. Bu bir tesadur mudur yoksa unutkanlık mıdır?
    35-) Numbers:5-[31] The man shall be free from iniquity, but the woman shall bear her iniquity.” Bu ayette soylenen sey “Kocası herhangi bir suçtan suçsuz sayılacak, kadınsa suçunun cezasını çekecek.” Incil boyle bir ayet tasırken Islam`daki kadın haklarına nasıl dil uzatabiliyorsunuz?
    36-) Job:25-[4] How then can man be righteous before God? How can he who is born of woman be clean? Bunun Turkcesi aynen soyle “kadından dogan biri nasil temiz olabilir” Burada tanrı insanlıgı asagılıyor ama daha cok kadınları asagılıyor. Islam`da ise Cennet Analarin Ayagı Altındadır gibi yaklasımlarla kadın yuceltilir. Yukarida yazan ayeti misyonerlik faaliyetleri sırasında okuyor musunuz?
    37-) Deuteronomy:23-[2] “No bastard shall enter the assembly of the LORD; even to the tenth generation none of his descendants shall enter the assembly of the LORD. Bu ayetin Turkce tercumesi “hicbir pic tanrının topluluğuna girmeyecek.Soyundan gelenler de 10. kusaga kadar Rabbin topluluguna giremeyecek” (Ne yapalim sizin iki yuzlu tercumelerinize guvenmedigimiz icin kendi tercumemizi kendimiz yapiyoruz) Burada bastard kelimesi kullanilmis bastard`in sozlukteki karsiligi pic kelimesidir. Burada hacli kardeslerimize birden fazla soru yoneltecegim. A-) Ilahi bir kitapta nasil boyle bir soz gecer. B-) Eger birinin anne-babasi zina etmis ise dogan cocugun ne sucu var. Dogan cocuk niye cehenneme gidiyor? Sizin tanrinizin hosgorusu bu kadar mi? C-) Bu ayeti turkce incillerde nicin dogru tercume etmiyorsunuz?
    38-) Psalm;78-(65) Then the Lord awoke as from sleep, like a strong man shouting because of wine. Bu da bir baska ayet. Turkcesi “saraptan dolayı uykusundan guclu bir adam gibi bagırarak uyanan rab” Simdi buradaki tanrı sarhos mu, sarapla ilgisi ne? Tanrı ne zaman uyumus da simdi uyanıyor?
    39-) Job;9-[6] who shakes the earth out of its place,and its pillars tremble; Turkce tercumesi: ” Dünyayı yerinden oynatır, Direklerini titretir. ” Incil`deki bilim de bu kadar olur zaten. Hiristiyanlara bir soru daha: Siz dunyanın direkler uzerinde durduguna mı inanıyorsunuz, yoksa incil`i inkar mı ediyorsunuz?
    40-) Hadi incil ayetlerine biraz ara verelim. Bir sorum olacak. Yıllar once Dunya yuvarlak dedikleri icin hıristiyan mahkemeleri tarafindan seytan ilan edilip yakılan bilimadamlarının hesabını kim verecek?
    41-) Incil degistirilmemistir diyorsunuz ama Turkce`ye tercume ederken bile degisiklikler yapıyorsunuz. Bunun sebebi avınızı urkutmek istememeniz mi?
    42-) Ayetlere geri donelim. John;2-[4] And Jesus said to her, “O woman, what have you to do with me? Ayeti goruyorsunuz. Turkcesi: Hz.İsa söyledi ona, Ey kadın benimle ne işin var? Islam`da anneye off bile demeyin diye emrediyor ama Incil`e gore Hz Isa annesine Ey Kadın diye hitap ediyor! Gerci misyonerler buradaki boslugu kapatmislar ve muslumanları kandırmak icin burayi “İsa, «Anne,benden ne istiyorsun? Benim saatim daha gelmedi» dedi.” seklinde tercume etmisler. Peki siz annenıze kadın diye mi hitap ediyorsunuz? Bu olay birkac ayette daha tekrarlanıyor.
    43-) Simdi birkac celiskili ayet. Bir ayette: ” Akılsıza ahmaklığına göre karşılık verme, Yoksa sen de onun düzeyine inersin.” diyor bir baska ayette de “Akılsıza ahmaklığına uygun karşılık ver, Yoksa kendini bilge sanır.” diyor. Simdi hiristiyan kardesler hangisine uyacaklar? Hangisine uyarlarsa uysunlar incile itaat etmemis olacaklarından gunaha girecekler ne yazık kı.
    44-) Bir ayette “tek suclu Adem degıldı, kadınına uyup suc isledi” derken baska bir ayette “tum sorumluluk Adem`e ait” diyor.Iste 2 ayeti arka arkaya yazıyorum: Romans 5:12 Adam alone was responsible for the “original sin.”……Eve alone, and not Adam, was responsible for the “original sin” Simdi Hz Adem tek basına sorumlu mu yoksa sorumlulugu paylasıyor mu?
    45-) Simdi size celiskili 2 ayet gosterecegim. Ilk once ilk ayetleri okuyun. “Sonra Musa, Harun, Nadav, Avihu ve İsrail ileri gelenlerinden yetmiş kişi dağa çıkarak İsrail’in Tanrısı’nı gördüler. Tanrı’nın ayakları altında laciverttaşını andıran bir döşeme vardı. Gök gibi duruydu. Tanrı İsrail soylularına zarar vermedi. Tanrı’yı gördüler, sonra yiyip içtiler. Rab’bi gördüm, Sunağın yanında duruyordu… RAB Musa’yla iki arkadaş gibi yüz yüze konuşurdu. Sonra Musa ordugaha dönerdi. Ama genç yardımcısı Nun oğlu Yeşu çadırdan çıkmazdı.” Simdi AYNI incilin bir baska ayeti. “Tanrı’yı hiçbir zaman hiç kimse görmemiştir. O’nu, Baba’nın bağrında bulunan ve Tanrı olan biricik Oğul tanıttı. Ancak, yüzümü görmene izin veremem. Çünkü yüzümü gören yaşayamaz.» Hiç kimse hiçbir zaman Tanrı’yı görmüş değildir. Mübarek ve tek Hükümdar, kralların Kralı, rablerin Rabbi, ölümsüzlüğün tek sahibi, yaklaşılmaz ışıkta yaşayan, hiçbir insanın görmediği ve göremeyeceği Tanrı,..”. Iste ayni kitaptan cikan 2 zit gorus. Misyonerlere soruyorum: “Tanrı gorulebilir mi, gorulemez mi? Karar verdiyseniz incili bir kez daha degistirin (alıstık artık) bu hatayı duzeltin, size uymayanı silin.”
    46-) Islam`da Allah insanlara sevgiyle yaklasır. Allah, inananları mukafatlandırırken kendisine karsı cıkanları da cezalandırır. Misyonerler de Allah`ın vahsı oldugunu soylerler ve beyin yıkarken “bizim tanrımız sevgi dolu, herkese sevgiyle yaklasır” derler. Derler de…bunları soylerken incili inkar edip dinden cikarlar o ayrı konu. Iste hıristiyanlarin sevgi dolu(!) tanrısı: ” Savaş eridir RAB, Adı RAB’dir.Yiğit gibi çıkagelecek RAB, Savaşçı gibi gayrete gelecek. Bağırıp savaş çığlığı atacak, Düşmanlarına üstünlüğünü gösterecek. Bunun üzerine RAB, «Seni kim öldürürse, ondan yedi kez öç alınacak» dedi. Kimse bulup öldürmesin diye Kayin’in üzerine bir nişan koydu. Çünkü RAB’bin bir öç günü, Siyon’un davasını güdeceği bir karşılık yılı olacak. Çünkü Tanrımız yakıp tüketen bir ateştir. Putların önünde eğilmeyecek, onlara tapmayacaksın. Çünkü ben, Tanrın RAB, kıskanç bir Tanrı’yım. Benden nefret edenin babasının işlediği suçun hesabını çocuklarından, üçüncü, dördüncü kuşaklardan sorarım. RAB böyle birini bağışlamak istemez. RAB’bin öfkesi ve kıskançlığı o kişiye karşı alevlenecek. Bu kitapta yazılı bütün lanetler başına yağacak ve RAB onun adını göğün altından silecektir. Düşmanlarınızı kovalayacaksınız. Kılıç darbeleriyle önünüzde yere serilecekler. Şimdi bütün erkek çocukları ve erkekle yatmış kadınları öldürün. Yalnız erkekle yatmamış genç kızları kendiniz için sağ bırakın. «Ancak Tanrınız RAB’bin miras olarak size vereceği bu halkların kentlerinde soluk alan hiçbir canlıyı yaşatmayacaksınız. Tanrınız RAB’bin size buyurduğu gibi, onları -Hitit, Amor, Kenan, Periz, Hiv ve Yevus halklarını- tümüyle yok edeceksiniz. Böylece Yeşu dağlık bölge, Negev, Şefela ve dağ yamaçları dahil, bütün ülkeyi ele geçirip buralardaki kralların tümünü yenilgiye uğrattı. Hiç kimseyi esirgemedi. İsrail’in Tanrısı RAB’bin buyruğu uyarınca kimseyi sağ bırakmadı, hepsini öldürdü. İsrail Tanrısı’nın görkemi bulunduğu yerden, Keruvlar’ın üzerinden ayrılıp tapınağın eşiğine gitti. RAB keten giysili, belinde yazı takımı olan adama seslendi: «Yeruşalim Kenti’nin içinden geç, orada yapılan iğrenç şeylerden ötürü dövünüp ağlayanların alınlarına işaret koy» dedi. Öbürlerine, «Kent boyunca onu izleyin ve kimseye acımadan, kimseyi esirgemeden öldürün» dediğini duydum. «Yaşlıyı, genci, genç kızı, kadını, çocukları öldürün. Yalnız alınlarında işaret olanlara dokunmayın. İşe tapınağımdan başlayın.» Onlar da tapınağın önünde duran İsrail ileri gelenlerinden işe başladılar. Onlara, «Tapınağı kirletin, avlularını cesetlerle doldurun. Haydi başlayın!» dedi. Bunun üzerine onlar gidip kenttekileri öldürmeye başladılar. Böylece Baal-Peor’a bağlandılar. RAB bu yüzden onlara öfkelendi. Musa’ya, «Bu halkın bütün önderlerini gündüz benim önümde öldür» dedi, «Öyle ki, İsrail halkına öfkem yatışsın.» Burnundan duman yükseldi, Ağzından kavurucu ateş Ve korlar fışkırdı.
    47-) Bir ayette: Çünkü Tanrı, karışıklık değil, esenlik Tanrısıdır… derken baska bir ayette Bu nedenle kente Babil adı verildi. Çünkü RAB bütün insanların dilini orada karıştırmış ve onları yeryüzünün dört bucağına dağıtmıştı.
    48-)JE 31:34 God does not remember sin when it has been forgiven.EX 34:6-7,God remembers sin, even when it has been forgiven.Ilk ayette Tanrı affettıgı gunahları hatırlamaz deniyor, ikinci ayette tanrı gunahı bagıslasa da unutmaz deniyor.
    49-) 1TI 6:16 God dwells in unapproachable light.1KI 8:12, God dwells in thick darkness.Ilk ayette tanrı ulasılamaz ısıkların icinde yasar diyor, ikinci ayette tanri kalın bir karanlıgın icinde yasar diyor.
    50-) Bir ayette O, tüm insanların kurtulmasını ve gerçeğin bilincine erişmesini ister. denirken baska bir ayette İşte bu nedenle Tanrı, yalana kanmaları için onların üzerine yanıltıcı bir güç gönderiyor. deniyor. Aynı tanrı hem insanlarin kurtulmasini istiyor hem de onları yanıltmaya calısıyor.
    51-) PS 145:18 God is near to all who call upon him in truth.PS 10:1 God cannot be found in time of need. He is “far off.”Ilk ayette tanrı kendisine ihtiyaci olan herkese yakındır deniyor ikinci ayette ise tanrı ihtiyacınız oldugu anlarda ulasılmazdır cunku cok uzaktadır deniyor.
    52-)IS 44:24 God created heaven and earth alone.JN 1:1-3 Jesus took part in creation.Bu ne komik istir ki incil kendi kendini yalanlıyor. Bir de yalanlarını ortaya cıkaran muslumanlara kızıyorlar. Ilk ayette Tanrı dunyayı tek basına yarattı deniyor ikinci ayette ise yaratıs olayinda Isa da gorev aldı deniyor.
    53-) EX 20:13, MK 10:19, LK 18:20, RO 13:9, JA 2:11 God prohibits killing.EX 32:27, DT 7:2, ,13:15 20:1-18 God orders killing.Beni en cok gulduren ayetler bunlar oldu. Ilk ayette (incilde 5 yerde geciyor) Tanrı oldurmenızı yasakladı diyor ikinci ayette (incilde 4 kere geciyor) Tanrı oldurmenizi emretti diyor. Adamların tanrısı ne kararsızmıs.
    54-) PR 15:3, JE 16:17, 23:24-25, HE 4:13 God is everywhere. He sees everything. Nothing is hidden from his view.GE 4:9 God asks Cain where his brother Able is.GE 18:20-21 God decides to “go down” to see what is going on.EX 12:13 The Israelites have to mark their houses with blood in order for God to see which houses they occupy and “pass over” them.Ilk ayette tanri herseyi gorur, gorusunden hicbir sey kacamaz deniyor, ikinci, ucuncu ve dorduncu ayetlerde de komik bir sekilde bu inkar ediliyor. Ikinci ayette Tanri Kabil`e Habil`in nerede oldugunu soruyor. Ucuncu ayette Tanri asagi inip olanlara bakayim diyor. Dorduncu ayette de Tanri dusmaninizin evlerinin onunu kanlarla isaretleyin ki onlari bulup oldureyim diyor.
    55-) Bir ayette Hz Nuh`a :Sağ kalabilmeleri için her canlı türünden bir erkek, bir dişi olmak üzere birer çifti gemiye al. deniyor ama baska bir ayette Yeryüzünde soyları tükenmesin diye, yanına temiz sayılan hayvanlardan erkek ve dişi olmak üzere yedişer çift, kirli sayılan hayvanlardan birer çift, kuşlardan yedişer çift al. deniyor.
    56-) Incil`de Tanri`nin yine birbiriyle celisen gorusleri var. Simdi grup ayete bakin. «Doğru olan kimse yok, bir kişi bile yoktur.Çünkü herkes günah işledi ve Tanrı’nın yüceliğinden yoksun kaldı.Günahımız yok dersek, kendimizi aldatırız ve içimizde gerçek olmaz.Günah işlemedik dersek, O’nu yalancı durumuna düşürmüş oluruz ve O’nun sözü içimizde olamaz.Simdi de baska ayetlere bakalim.RAB Nuh’a, «Bütün ailenle birlikte gemiye bin» dedi, «Çünkü bu kuşak içinde yalnız seni doğru buldum.RAB, «Kulum Eyüp’e bakıp da düşündün mü?» dedi, «Çünkü dünyada onun gibisi yoktur. Kusursuz, doğru bir adamdır. Tanrı’dan korkar, kötülükten kaçınır.»
    RAB, «Kulum Eyüp’e bakıp da düşündün mü?» dedi, «Çünkü dünyada onun gibisi yoktur. Kusursuz, doğru bir adamdır. Tanrı’dan korkar, kötülükten kaçınır. Onu boş yere yok etmek için beni kışkırttın, ama o doğruluğunu hâlâ sürdürüyor.»Luka:1-5 Yahudiye kralı Hirodes zamanında, Abiya bölüğünden Zekeriya adında bir kâhin vardı. Harun’un soyundan olan karısının adı ise Elizabet’ti. Her ikisi de Tanrı’nın gözünde doğru kişilerdi, Rab’bin tüm buyruk ve kurallarına eksiksizce uyarlardı.1Yuhanna:3-5 Mesih’in, günahları kaldırmak için ortaya çıktığını ve kendisinde günah olmadığını bilirsiniz. 1 Yuhanna:3-6 Mesih’te yaşayan, günah işlemez. Günah işleyen, O’nu ne görmüş, ne de tanımıştır.1 Yuhanna:3-9 Tanrı’dan doğmuş olan, günah işlemez. Çünkü Tanrı’nın tohumu onda yaşar. Tanrı’dan doğmuş olduğu için günah işleyemez.Simdi hiristiyanlara soruyorum. Yukarida kimse dogru yolda degil herkes gunah islemisti diyen ayetler var, asagida da bazi sahislardan ve bunlarin gunahsiz oldugundan bahsediyor. Bu durumda ya en bastaki ayetler yanlis, ya da sonra gelen ayetler yanlis. Siz hangi bolumdekilere inaniyorsunuz? Hangisine inanirsaniz inanin yine de incil`in bir kismini inkar etmis olacaksiniz. Bu durumda siz de cehennemlik olmayacak misiniz?
    57-) GE 11:1 There was only one language before the Tower of Babel.GE 10:5, 20, 31 There were many languages before the Tower of Babel.Bakin yukarida ne diyor. Ilk ayette Babil Kulesinin insasindan once Dunya`da sadece TEK dil vardi diyor. Asagidaki ayette de Babil Kulesinin insasindan once dunyada bir suru degisik dil vardi diyor. Ikisi de ayni kitabin 2 degisik bolumunden alindi. Tanri`lari bir turlu karar verememis herhalde? Hangisine inanirsaniz inanin, oburunu inkar edeceginizden kafir olacaksiniz. Bu durumda Incil`e gore dunya`da hic kimse cennete giremeyecektir!
    58-) Simdi bir dizi ayetle basbasa birakiyorum sizi…. Antlaşmamı seninle ve soyunla kuşaklar boyunca, sonsuza dek sürdüreceğim. Senin, senden sonra da soyunun Tanrısı olacağım . «Seninle ve soyunla yaptığım antlaşmanın koşulu şudur: Aranızdaki erkeklerin hepsi sünnet edilecek. Sünnet olmalısınız. Sünnet aramızdaki antlaşmanın belirtisi olacak. Evinizde doğmuş ya da soyunuzdan olmayan bir yabancıdan satın alınmış köleler dahil sekiz günlük her erkek çocuk sünnet edilecek. Gelecek kuşaklarınız boyunca sürecek bu. Evinizde doğan ya da satın aldığınız her çocuk kesinlikle sünnet edilecek. Bedeninizdeki bu belirti sonsuza dek sürecek antlaşmamın simgesi olacak. Sünnet edilmemiş her erkek halkının arasından atılacak, çünkü antlaşmamı bozmuş demektir.» Gordugunuz ayetlerin hepsi sunnet olmayi siddetle emrediyor. Incil`de bir ayet daha var ki bu ayetleri inkar ediyor. Bu durumda hiristiyanlarin Tanri`si da kafir olmuyor mu? Galatyalılar:6-15 Sünnetli olup olmamanın önemi yoktur, önemli olan yeni yaratılıştır.Simdi bir hiristiyan “Sunnet olmanin onemi yoktur” derse yukaridaki ayetler onu yalanlar ve o hiristiyan dinden cikar. Bir hiristiyan “sunnet olmak zorunlu” derse de onu da hemen asagidaki ayet yalanlar ve kafir yapar. Peki bu adamlar neye inanacak?
    59-)JA 1:13 God tests (tempts) no one.GE 22:1-12, DT 8:2 God tempts (tests) Abraham and Moses.
    JG 2:22 God himself says that he does test (tempt).Yukaridaki ayette Tanri kimseyi ayartip kandirarak test etmez diyor. Asagidaki ayetlerin ilkinde Tanri Ibrahim`i, Musa`yi ayartarak test etti diyor. Ikinci ayette de “Tanri kendisi insanlari ayartip test ettigini soyluyor” diyor. Sozlukte Tempt kelimesinin karsiligi “ayartmak, seytana uydurmak” demektir ve incile gore tanri bunu insanlari test etmek icin yapmaktadir ama en bastaki ayette tanri bunu yapmiyor diyor. Simdi tanri test ediyor mu etmiyor mu?

    60-) Incil`de ayetler hemen hemen her konuda birbiriyle cakisir durumdadir. Iste bir ornerk daha. Incilde 6 yerde “calmayacaksin” diye ayet vardir. Ayrica 3 yerde «Komşunun evine, karısına, erkek ve kadın kölesine, öküzüne, eşeğine, hiçbir şeyine göz dikmeyeceksin.» ayeti gecer. Bu ayet de 2 kere gecer: «`Komşuna haksızlık etmeyecek, onu soymayacaksın. İşçinin alacağını sabaha bırakmayacaksın. Simdi Incil`i biraz daha karistiralim ve yeni ayetlere bakalim. Iste bir ornek: «Halkımın Mısırlılar’ın gözünde lütuf bulmasını sağlayacağım. Gittiğinizde eli boş gitmeyeceksiniz. Her kadın Mısırlı komşusundan ya da konuğundan altın ve gümüş takılar, giysiler isteyecek. Oğullarınızı, kızlarınızı bunlarla süsleyeceksiniz. Mısırlılar’ı soyacaksınız.» Incildeki cakismalari bir kenara birakalim, bu ayetlerde Tanri hiristiyanlardan Misir`lilari soymalarini istemektedir!
    61-) Evet Incil`deki celiskiler saymakla bitmez. Bir tane daha ornek veriyorum. Asagidaki ayetler incilden alinti.«Ne babalar çocuklarının günahından ötürü öldürülecek, ne de çocuklar babalarının. Herkes kendi günahı için öldürülecek. Ölecek olan günah işleyen kişidir. Oğul babasının suçundan sorumlu tutulamaz, baba da oğlunun suçundan sorumlu tutulamaz. Doğru kişi doğruluğunun, kötü kişi kötülüğünün karşılığını alacaktır. Ne kadar ilginctir ki asagidaki ayetler de ayni Incil`den alinti:Putların önünde eğilmeyecek, onlara tapmayacaksın. Çünkü ben, Tanrın RAB, kıskanç bir Tanrı’yım. Benden nefret edenin babasının işlediği suçun hesabını çocuklarından, üçüncü, dördüncü kuşaklardan sorarım. Binlercesine sevgi gösterir, suçlarını, isyanlarını, günahlarını bağışlarım. Hiçbir suçu cezasız bırakmam. Babaların işlediği suçun hesabını oğullarından, torunlarından, üçüncü, dördüncü kuşaklardan sorarım.» `RAB tez öfkelenmez, sevgisi engindir, suçu ve isyanı bağışlar. Ancak suçluyu cezasız bırakmaz; babaların işlediği suçun hesabını üçüncü, dördüncü kuşak çocuklarından sorar.’
    62-) Bir de asagidaki ayetlere bakin. «Annene babana saygı göster. Öyle ki, Tanrın RAB’bin sana vereceği ülkede ömrün uzun olsun. Simdi de bu ayete bakin:Yeryüzünde kimseye `Baba’ demeyin. Çünkü bir tek Babanız var, O da göksel Baba’dır.
    63-) Simdi Incil`den ayetler serisi koyacagim asagiya. Dikkatlice okuyun. Ilk grup ile ikinci grup arasindaki celiskiyi kucuk bir cocuk bile farkedecektir. «`Göze göz, dişe diş’ denildiğini duydunuz.Ama ben size diyorum ki, kötüye karşı direnmeyin. Sağ yanağınıza bir tokat atana öbür yanağınızı da çevirin. «`Komşunu sev, düşmanından nefret et’ denildiğini duydunuz. Ama ben size diyorum ki, düşmanlarınızı sevin, size zulmedenler için dua edin. Ne guzel ayetler degil mi? Simdi de asagidaki ayetlere bakin. Ayni kitabin baska bolumunden alinti:karşılık can, göze karşılık göz, dişe karşılık diş, ele karşılık el, ayağa karşılık ayak,yaniga karşılık yanık, yaraya karşılık yara, bereye karşılık bere ödenecektir.Yukaridaki ayet de incildeki 3 degisik yerde gecmektedir.
    64-) Iste incil`in bir yerinden alinti baska bir ayet: Hayvan yağı ve kan yemeyeceksiniz. Yaşadığınız her yerde kuşaklar boyunca bu kural hep geçerli olacak.’» Bu ayeti inkar eden yine baska bir ayet oluyor: «İnsanı kirleten, ağzına giren değildir. Ağzından çıkandır insanı kirleten.» Mesih’le birlikte ölüp dünyanın temel ilkelerinden kurtulduğunuza göre, dünyada yaşayanlar gibi niçin, «Şunu tutma», «Bunu tatma», «Şuna dokunma» gibi kurallara uyuyorsunuz?Bu kuralların hepsi, kullanıldıkça yok olacak nesnelerle ilgilidir; insanların buyruklarına ve öğretilerine dayanırlar. Kuşkusuz bu kuralların uydurma dindarlık, sahte alçakgönüllülük ve bedene eziyet açısından bilgece bir görünüşü vardır; ama doğal benliğin düşkünlüğünü önlemekte hiçbir yararları yoktur.
    65-) Incilde bazi ayetler kizginligi ve ofkeyi yasaklar. Ornegin: Ama ben size diyorum ki, kardeşine karşı öfkelenen her kişi yargılanmayı hak edecek. Kim kardeşine aşağılayıcı bir söz söylerse, Yüksek Kurul’un yargısını hak edecek. Kim kardeşine ahmak derse, cehennem ateşini hak edecek. Ne kadar guzel degil mi? Simdi de baska ayetlere bakalim. Sinirlenmeyi ve ofkelenmeyi yasaklayan tanri(!) kendisi nasil ofkeleniyor…. Çünkü aranızda olan Tanrınız RAB kıskanç bir Tanrı’dır. Öfkelenirse sizi yeryüzünden yok eder. Bir baska ayet: Horev Dağı’nda RAB’bi öyle kızdırdınız ki, sizi yok edecek kadar öfkelendi. Bir baska ayet daha: RAB böyle birini bağışlamak istemez. RAB’bin öfkesi ve kıskançlığı o kişiye karşı alevlenecek. Bu kitapta yazılı bütün lanetler başına yağacak ve RAB onun adını göğün altından silecektir. Ve son bir tane daha: Tanrı olmayan ilahlarla beni kıskandırdılar; değersiz putlarıyla beni öfkelendirdiler. Ne kadar sevgi dolu bir tanriymis bu hiristiyanlarin tanrisi…..
    66-) Tanri incilde insanlara once: Ama ben size diyorum ki, kötüye karşı direnmeyin. Sağ yanağınıza bir tokat atana öbür yanağınızı da çevirin. diye seslenirken kendisi neden buna uymaz? Baska bir ayette: Kendisinden nefret edenlere ise üzerlerine yıkım göndererek karşılık verir. RAB kendisinden nefret edene karşılık vermekte gecikmeyecek.
    67-) Incil`de peygamberlere de mesaj verilmektedir. Soyle ki: Ancak, kendisine buyurmadığım bir sözü benim adıma söylemeye kalkışan ya da başka ilahlar adına konuşan peygamber öldürülecektir.’ «`Bir sözün RAB’den olup olmadığını nasıl bilebiliriz?’ diye düşünebilirsiniz. Eğer bir peygamber RAB’bin adına konuşur, ama konuştuğu söz yerine gelmez ya da gerçekleşmezse, o söz RAB’den değildir. Peygamber saygısızca konuşmuştur. Ondan korkmayın.» Yani peygamberlerin bazilarini yalancilikla sucluyor. Baska bir ayette ise olaya aciklik (!) getiriliyor. Ayet soyle: ” «`Bir peygamber ayartılır da bir söz söylerse, onu ayartan benim. Elimi ona karşı uzatacağım, onu halkım İsrail’in arasından çıkarıp yok edeceğim.Suçlarının cezasını çekecekler. Peygamber de ona danışan da aynı şekilde cezalandırılacak.” Yani tanri simdi de peygamberi ayartan benim diyor ama yine de peygamber`in oldurulmesi gerektigini soyluyor. Peki tanri bir peygamberi nicin yaniltiyor? Insanlikla oyun mu oynuyor? Bu maddenin basindaki ayetlerde peygamberi yalanci diyen tanri sonraki ayette sucu uzerine mi aliyor? Bu celiski degilse nedir?
    68-) Iki tane ingilizce ayet yazacagim. DT 24:1-5 A man can divorce his wife simply because she displeases him and both he and his wife can remarry. MK 10:2-12 Divorce is wrong, and to remarry is to commit adultery. Ikinci ayetin bahsi zaten yukarida gecmisti ama simdi yeniden bu ayeti gundeme getiriyoruz. Ilk ayette “eger bir adam esi tarafindan memnun edilemezse adam esini bosayabilir ve ikisi de sonra yeniden evlenebilir” deniyor. Ikinci ayette ise “bosanmak yasaktir, bosandiktan sonra yeniden evlenen zina etmis olur” deniyor. Hiristiyanlar hangi ayeti ornek aliyorlar?
    69-) JN 3:13 Only the Son of Man (Jesus) has ever ascended to heaven. 2KI 2:11 Elijah went up to heaven. 2CO 12:2-4 An unnamed man, known to Paul, went up to heaven and came back.HE 11:5 Enoch was translated to heaven.Ilk ayette Isa`dan baska hic kimse goge yukselmemistir deniyor. Sonraki ayetlerde sirasiyla “Ilyas, Paul ve Henok” isimlerini tasiyan 3 kisinin goge yukseldigini anlatiyor. Isa`dan baska kimse goge yukselmemistir ayetine inananlar diger 3 ayeti inkar ediyorlar, onlara inanlar da ilk ayeti inkar ediyorlar. Yani incil`e inansaniz da inanmasaniz da hiristiyanlikta kafir oluyorsunuz.
    70-) PS 30:5, JE 3:12, MI 7:18 God’s anger does not last forever. JE 17:4, MT 25:46 It does last forever. (He has provided for eternal punishment.) Incildeki 3 yerde “Tanri`nin ofkesi kisa surelidir, gecer” deniyor ama 2 ayette de Tanri`nin “ofkesi de azabi da sonsuzdur. ” deniyor.
    71-) Birbiriyle celisen ayetlere devam. Bu listeye yuzlerce ayet eklenebilir (belki de incilin tamami eklenebilir) Iste yeni bir ornek:” «Öyleyse, `Ne yiyeceğiz?’ `Ne içeceğiz?’ ya da `Ne giyeceğiz?’ diyerek kaygılanmayın. Uluslar hep bu şeylerin peşinden giderler. Oysa göksel Babanız tüm bunları gereksindiğinizi bilir. Siz önce O’nun egemenliğinin ve O’ndaki doğruluğun ardından gidin, o zaman size tüm bunlar da verilecektir. O halde yarın için kaygılanmayın. Yarının kaygısı yarının olsun. Her günün derdi kendine yeter.
    Simdi de bununla celisen ayetler:”İhtiyatlı kişinin bilgeliği, ne yapacağını bilmektir, Akılsızların ahmaklığıysa aldanmaktır. Kişi kendi yakınlarına, özellikle ev halkına bakmazsa, imanı inkâr etmiş, imansızdan beter olmuş olur.Ayni ayetlerin ingilizcesinde de ilki icin “yarinin endisesini yasamayin, Tanri sizin icin herseyi halleder” deniyor ve bir sonraki ayet icin “akilli insan ne yapacagini bilen planlayan kisidir” deniyor.
    72-) Hiristiyanlarin inandigi tanri nasil bir tanridir ki daha dunyadan haberi yok. Iste size 2 ayet. Hz Yusuf`un babasinin kim olduguna karar verememis incil….a-)Yakup, Meryem’in kocası Yusuf’un babasıydı.Meryem’den de Mesih denilen İsa doğdu. b-)İsa görevine başladığı zaman otuz yaşlarındaydı. Yusuf’un oğlu olarak biliniyordu.Yusuf da Eli oğlu,Peki Hz Yusuf`un babasi Hz Yakup mu yoksa Heli mi?
    73-) Bir ayette Hz Davud ile Hz Isa`nin arasindaki zaman farkinin 28 kusak oldugu soyleniyor. Davut’tan Babil sürgününe kadar on dört kuşak ve Babil sürgününden Mesih’e kadar da on dört kuşak geçti. Luka 3:23-38. ayetler arasinda da Hz Davud ile Hz Isa arasindaki kusaklar sayiliyor ve toplam 43 kusak sayiliyor. Tanri sayi saymayi mi bilmiyor yoksa Incil ilahi kitap degil mi?!?! Insan bari mantikli bir sekilde degistirir kitabi….
    74-) Matta 5:22`de “Anger by itself is a sin.” deniyor. Bunun turkce tercumesi “ofke tek basina da gunahtir” Efesler 4:26`da da Öfkelenin, ama günah işlemeyin. Öfkenizin üzerine güneş batmasın. Yani ofke tek basina bir gunah olarak sayilmiyor.
    75-) Simdi de yeni ayetlere bakalim. Bir ornek: «Dileyin, size verilecek; arayın, bulacaksınız; kapıyı çalın, size açılacaktır. Çünkü her dileyen alır, arayan bulur, kapıyı çalana kapı açılır. «Ben size şunu söyleyeyim: dileyin, size verilecek; arayın, bulacaksınız; kapıyı çalın, size açılacaktır. Çünkü her dileyen alır, arayan bulur, kapıyı çalana kapı açılır. Simdi de bu ayetleri yalanlayan ayetlere bakalim: “Biri O’na, «Rab» dedi, «kurtulanların sayısı az mı olacak?»İsa oradakilere şöyle dedi: «Dar kapıdan girmeye gayret edin. Size şunu söyleyeyim, çok kişi içeri girmek isteyecek, ama giremeyecek.
    76-) JN 3:16, RO 3:20-26, EP 2:8-9, GA 2:16 We are justified by faith, not by works.MT 7:21, RO 2:6, 13, JA 2:24 We are justified by works, not by faith.Ilk ayet incilde 4 yerde geciyor ve ikinci ayet de 3 yerde geciyor. Ilkinde “biz imanimizla yargilaniriz yaptiklarimizla degil” diyor. Yani o ayete gore ne kadar gunah islersen isle, imanin oldugu surece cennete girersin. Ikinci ayette ise “biz yaptiklarimizla yargilaniriz, imanimizla degil” diyor. Yani iman yetmiyor, iyi seyler de yapmak gerekiyor. Iki ayet birbirinin tamamen zitti.
    77-) Elcilerin Isleri 2-22: O zaman Rab’be yakaran herkes kurtulacaktır.’
    Matta 7-21: «Beni, `Rab! Rab!’ diye çağıran herkes Göklerin Egemenliğine girecek değildir.
    78-) Matta 16-18 Ben de sana şunu söyleyeyim, sen Petrus’sun ve ben topluluğumu bu kayanın üzerine kuracağım. Ölüler diyarının kapıları ona karşı direnemeyecek. Göklerin Egemenliğinin anahtarlarını sana vereceğim. Yeryüzünde bağlayacağın her şey göklerde de bağlanmış olacak; yeryüzünde çözeceğin her şey göklerde de çözülmüş olacak.»Ama İsa dönüp Petrus’a şöyle dedi: «Çekil önümden, Şeytan! Sen yolumda engelsin. Senin düşüncelerin Tanrı’nın değil, insanın düşünceleridir.» Simdi Petrus seytan mi yoksa goklerin egemenliginin anahtalarinin sahibi mi?
    79-) Hiristiyanliga gore Yahuda Hz Isa`yi ispiyonlamistir ve bundan sonra Hz Isa carmiha gerilmistir. Bundan sonra gelisen olaylar incilde 2 sekilde anlatilir. A-) İsa’yı ele veren Yahuda, O’nun mahkûm edildiğini görünce yaptığına pişman oldu. Otuz gümüşü başkâhinlere ve ihtiyarlara geri götürdü. «Ben suçsuz birini ele vermekle günah işledim» dedi.Onlar ise, «Bundan bize ne? Onu sen düşün» dediler. Yahuda paraları tapınağın içine fırlatarak oradan ayrıldı, gidip kendini astı. Paraları toplayan başkâhinler, «Kan bedeli olan bu paraları tapınağın hazinesine koymak doğru olmaz» dediler. Kendi aralarında anlaşarak bu parayla yabancılar için mezarlık yapmak üzere Çömlekçi Tarlasını satın aldılar. Matta 27:3-7
    B-) O günlerde Petrus, yaklaşık yüz yirmi kardeşten oluşan bir topluluğun ortasında ayağa kalkıp şöyle konuştu: «Kardeşler, Kutsal Ruh’un, İsa’yı tutuklayanlara kılavuzluk eden Yahuda ile ilgili olarak Davut’un ağzıyla önceden bildirdiği Kutsal Yazı’nın yerine gelmesi gerekiyordu. Yahuda bizden biri sayılmış ve bu hizmette yerini almıştı.»Bu adam, yaptığı kötülüğün karşılığında aldığı ücretle bir tarla satın aldı. Sonra baş aşağı düştü, bedeni yarıldı ve bütün bağırsakları dışarı döküldü. Kudüs’te yaşayan herkes olayı duydu. Tarlaya kendi dillerinde `Kan tarlası’ anlamına gelen `Hakeldema’ adını verdiler. Elcilerin Isleri 1:16-19Simdi hikayet Incil`de iki sekilde anlatiliyor. Ilkine gore tarlayi satin alan kahinler ama ikinciye gore tarlayi Yahuda bizzat kendi satin almis. Peki bunlarin hangisi dogru? Iclerinden ikisi de dogru olamayacagina gore biri yanlis. Bu durumda incildeki ayetlerin bir kisminin yanlis oldugu bir kez daha kanitlanmis oluyor.80-) Hz Isa oldukten(!) sonra kadinlar onun mezarini ziyarete gidiyorlar. Olaylar soyle gelisiyor:Kadınlar, hem korku hem büyük sevinç içinde, çabucak mezardan uzaklaşıp koşa koşa İsa’nın öğrencilerine haber vermeye gittiler. Mezardan dönen kadınlar bütün bunları Onbirlere ve diğerlerinin hepsine bildirdiler.Baska ayetlerde ayni olay soyle geciyor:Kadınlar mezardan çıkıp kaçtılar. Onları bir titreme, bir şaşkınlık almıştı. Korkularından kimseye bir şey söylemediler.
    81-) Hiristiyanlik koleligi onaylar!Ayrıca aranızda yaşayan yabancıların çocuklarını, ister ülkenizde doğmuş olsun ister olmasın, satın alıp onlara sahip olabilirsiniz. Lev 25-4582-) Rab pisman olur mu yoksa olmaz mi?
    mal:3-6 «Ben RAB’bim, değişmem. Siz bunun için yok olmadınız, ey Yakup soyu!
    say:23-19 Tanrı insan değil ki, Yalan söylesin; İnsan soyundan değil ki, Düşüncesini değiştirsin. O söyler de yapmaz mı? Söz verir de yerine cik:32-14 Böylece RAB halkına yapacağını söylediği kötülükten vazgeçti.yar:6-6 İnsanı yarattığına pişman oldu. Yüreği sızladıyar:6-7 «Yarattığım insanları, hayvanları, sürüngenleri, kuşları yeryüzünden silip atacağım» dedi, «Çünkü onları yarattığıma pişman oldum.


Yorum Yapın




MEDIALINE PRODUCTION DIGITAL MEDIA STREAMING SERVICE

Facebook'ta reklam verin, Türkiye genelinde 12 milyon kullanıcıya erişin !

BURADA

web tracker