
Domuz sürüsüne kuzu katılmaz
Lütuf tarlasına adım atılmaz
Acıkmış katıra gül koklatılmaz
İt eniği ite çeker unutma!”
Böyle diyor, söz ustası Abdurrahim Karakoç, “unutma!” başlıklı şiirinde. İnsanın söz ustası olması bir başka. Benim sayfalarla ancak ifade edebildiğim bir meramı o, bir tek cümleyle bir çırpıda anlatıveriyor… Bu tür sözler Türk halk muhayyilesinde de yeterince bulunmaktadır. Halk, günlük konuşmalarında bu sözlerden azami derecede yararlanmaktadır.
“Acıkmış katıra gül koklatılmaz!”
Peki ama neden?
***
Bu “neden”e cevap verebilmek için lafı birazcık dolaştırmak zorundayız. Bilindiği gibi katır, eşekle atın birleşmesinden doğan (babası eşek, anası kısrak) bir ara hayvandır. Yani o ne eşektir, ne attır. Anlayacağınız katır, daha baştan, nesebi gayrı sahih olmaklık bakımından, vukuatlıdır… Bu “neseb” işini hafife almamak lazım. Bunun dışında, katır ve katırın sulbünden geldiği eşek cinsi, ağır işlerde iyi iş görmekle beraber, kaba-sabalığı, ince fikirli olmaması, daha doğrusu hiç fikir edememesi, zeki olmaması ve üstelik de oldukça inat olmasıyla maruftur. İlaveten, katır, her ne kadar öldürücü tekmeler gibi güce sahipse de, sanattan anlamaz. Sanat üretemez. Bunu eskiler “eşşekten perşembelik umulmaz” sözüyle özetlemişlerdir… Okumaya devam edin ‘Acıkmış Katıra Gül Koklatmak’



Neyzen SEMAZEN
Ne Dediler ?