Asr-ı saadetten sonra Kur’an’ın hükümleri ve hikmeti, Yusuf’un kuyuya atılışını yaşadı. Bu terk ediş, kendisini en bariz şekliyle yaşama ve anlama noktasında gösterdi. Kendimize farz kıldığımız eylemler ise anlamadan okumak ve dinlemek şeklinde tezahür etti ve etmeye de devam etmektedir. Asırlar sonrasına gelindiğinde elimizde öz mecrasından uzaklaştırılmış ve bir çok yabancı anlayışların tazyiki altında kalmış bir din oluştu. İnsanlar, sahiplendikleri değerleri İslam’a göre yönlendirecekleri yerde, Tevhid dinini kendi arzularına kurban ettiler. Uygulama açısından risk sayılabilecek hükümleri arkalarına atarak Müslümanım diyenin de, gavurun da ses çıkarmayacağı iki yüzlü bir model oluşturdular. Bu yeni dine uygun hale getirdikleri akidelerine de bağlandılar. Okumaya devam edin ‘Yusuf’un Gömleği’
'Mezhepler' kategorisi için arşiv
Yusuf’un Gömleği
Yayınlanma Ekim 29, 2008 Gelenek Dini , Mezhepler , Tarikatlar , Yaşam , İslam Ümmeti Leave a CommentAcıkmış Katıra Gül Koklatmak
Yayınlanma Ekim 29, 2008 Gelenek Dini , Haram - Helal , Mezhepler , Tarikatlar , İslam Ümmeti Leave a Comment
Domuz sürüsüne kuzu katılmaz
Lütuf tarlasına adım atılmaz
Acıkmış katıra gül koklatılmaz
İt eniği ite çeker unutma!”
Böyle diyor, söz ustası Abdurrahim Karakoç, “unutma!” başlıklı şiirinde. İnsanın söz ustası olması bir başka. Benim sayfalarla ancak ifade edebildiğim bir meramı o, bir tek cümleyle bir çırpıda anlatıveriyor… Bu tür sözler Türk halk muhayyilesinde de yeterince bulunmaktadır. Halk, günlük konuşmalarında bu sözlerden azami derecede yararlanmaktadır.
“Acıkmış katıra gül koklatılmaz!”
Peki ama neden?
***
Bu “neden”e cevap verebilmek için lafı birazcık dolaştırmak zorundayız. Bilindiği gibi katır, eşekle atın birleşmesinden doğan (babası eşek, anası kısrak) bir ara hayvandır. Yani o ne eşektir, ne attır. Anlayacağınız katır, daha baştan, nesebi gayrı sahih olmaklık bakımından, vukuatlıdır… Bu “neseb” işini hafife almamak lazım. Bunun dışında, katır ve katırın sulbünden geldiği eşek cinsi, ağır işlerde iyi iş görmekle beraber, kaba-sabalığı, ince fikirli olmaması, daha doğrusu hiç fikir edememesi, zeki olmaması ve üstelik de oldukça inat olmasıyla maruftur. İlaveten, katır, her ne kadar öldürücü tekmeler gibi güce sahipse de, sanattan anlamaz. Sanat üretemez. Bunu eskiler “eşşekten perşembelik umulmaz” sözüyle özetlemişlerdir… Okumaya devam edin ‘Acıkmış Katıra Gül Koklatmak’
“Yetiş Yâ Muhammed” veya Alın Bandajındaki “Ya Hüseyn”
Yayınlanma Ekim 29, 2008 Gelenek Dini , Haram - Helal , Mezhepler , Tarikatlar , İslam Ümmeti 3 Yorumlar
Gazetemi okuyor, bir yandan da İslami(!) radyonun kısık sesine kulak veriyorum.
Çanakkale zaferinin yıldönümü münasebetiyle, gösterilen kahramanlıklardan söz ediliyor. Gerçekten büyük ve çetin bir zafer Çanakkale.
Allah’ın nusrat ve iradesiyle kazanılmış bir zafer. Böyle olmalı… Ölümle burun buruna gelen her insan gibi Çanakkale’de savaşan mehmetçik de bütün içtenliğiyle Allah’tan, ama yalnız Allah’tan yardım istemiş olmalı.
Tıpkı peygamber (a.s) ve ashabının sadece Allah’tan istimdat ettikleri gibi.
Ama bugün öyle olmuyor… Çanakkale savaşının kahramanlarını yüceltecekler ya… Tugay komutanı bilmem hangi paşa yardım istenecek yeri biliyormuş… Bağırmış üç kere “Yetiş ya Muhammed! Yetiş ya Muhammed! Yetiş ya Muhammed!” ve yetişmiş Muhammed (a.s.); “Geldim buradayım, yanınızdayım” demiş. Onun ruhaniyeti ve himmetiyle kazanılmış zafer. Böyle uzayıp gidiyor hikaye. Okumaya devam edin ‘“Yetiş Yâ Muhammed” veya Alın Bandajındaki “Ya Hüseyn”’
Elbiseyi Temizlemek
Yayınlanma Ekim 29, 2008 Cemaatler & Tarikatlar , Cemaatler & Tarikatlar , Gelenek Dini , Haram - Helal , Mezhepler , Tarikatlar , İslam Ümmeti Leave a Comment
İnanmak ya da inandığını zannetmek birbirlerinden farklı iki anlamı ifade eder. Her ne kadar ikisi de inançla alakalı kavramlar olsa bile ikinci tanımlama zannın hakimiyetine göre yapılanmış bir bilinçlenmeyi ifade etmektedir. Bu tür zann bilgilerle bilgilenmenin ayetlerle de ifade edildiği gibi hakikatte ne dünya ne de ahiret için hiçbir hayrı yoktur. Zan ne zaman bilgiyi güdümüne alırsa gerçekler şüphe ve hezeyan anaforunda asıl ekseninden uzaklaşır. Bu durumda elde bulunan bilgiler hakikatin izafileşmesine zemin hazırlar. Okumaya devam edin ‘Elbiseyi Temizlemek’
BÜYÜK BULUŞMA – AKIL ve KURAN SEMPOZYUMU
Yayınlanma Haziran 10, 2008 Gelenek Dini , Haram - Helal , Mezhepler , Tarikatlar , Türkiye Cumhuriyeti , Yaşam , İslam Ümmeti Leave a CommentDEĞERLİ HANİF MÜSLÜMANLAR
ALLAH ODAKLI VE KURAN MERKEZLİ İMAN EDENLER…
RESULLERİN TAKİPÇİLERİ
Hanif Müslümanlığı yaşamımızın özü ve temeli haline getirme yolculuğumuzda, her daim birbirimiz ile güzellikleri paylaştık.
Birbirimizden ne kadar uzak olsak ta, fazlası ile yakınlaştık.
Aramızdaki kilometreler ve mesafeler, gönüllerimizin aynı SÖZ ile şahlanmasını engelleyemedi.
İnandığımız gerçeklerin üzerimize yüklediği sorumluluklardan hiçbir zaman kaçmadık. Her daim üzerine gittik. Yürüdük…
Bildik ki, varlığımız Rahmanın dilemesi ile vücud buldu. O’nun dilediği çizgiden yürümek, doğrudan şaşmamak adına vahye sarılmak tı davamız.
İşte bu gerçekliğin gölgesine, varlığımızı bütün kılmak adına BİR ARAYA geliyoruz…
Tüm Hanif Müslümanları, Kuran Erlerini, Kuran Davetçilerini bu Birlikteliğe bekliyoruz….
Kuran Eri olmak, Gerçeğin izinden asla korkmadan ve çekinmeden yürümektir.
Alemlerin Rabbi olan Allah, bu hayırlı birlikteliği daim etsin inşaAllah.
GELENEKSEL AKIL ve KURAN SEMPOZYUMU ‘’BÜYÜK BULUŞMA’’
ORGANİZASYONUNA, TÜM KURAN ERLERİ DAVETLİDİR…
Hanif Müslümanlar


Ne Dediler ?