'Yaşam' kategorisi için arşiv
AKP’ye sesleniyorum…
Yayınlanma Mart 5, 2009 AKP , Ekononmi , Siyasi Partiler , Türkiye Cumhuriyeti , Yaşam 3 YorumlarYusuf’un Gömleği
Yayınlanma Ekim 29, 2008 Gelenek Dini , Mezhepler , Tarikatlar , Yaşam , İslam Ümmeti Leave a Comment
Asr-ı saadetten sonra Kur’an’ın hükümleri ve hikmeti, Yusuf’un kuyuya atılışını yaşadı. Bu terk ediş, kendisini en bariz şekliyle yaşama ve anlama noktasında gösterdi. Kendimize farz kıldığımız eylemler ise anlamadan okumak ve dinlemek şeklinde tezahür etti ve etmeye de devam etmektedir. Asırlar sonrasına gelindiğinde elimizde öz mecrasından uzaklaştırılmış ve bir çok yabancı anlayışların tazyiki altında kalmış bir din oluştu. İnsanlar, sahiplendikleri değerleri İslam’a göre yönlendirecekleri yerde, Tevhid dinini kendi arzularına kurban ettiler. Uygulama açısından risk sayılabilecek hükümleri arkalarına atarak Müslümanım diyenin de, gavurun da ses çıkarmayacağı iki yüzlü bir model oluşturdular. Bu yeni dine uygun hale getirdikleri akidelerine de bağlandılar. Okumaya devam edin ‘Yusuf’un Gömleği’
Bu yazımızda kız-erkek bütün gençlerimize, özellikle de Müslümanım diyen, hele hele asıl İslam Kur’ân İslâmı üzerinde olduğunu söyleyen veya böyle olmayı isteyen gençlerimize aşağıdaki tavsiyeleri yapmakta yarar gördük. Şayet söylediklerimiz eğri ise kaale alınmaya, İslâmî doğrular ise alına ve gereğince amel oluna…
Biz, bunları yazarken, vaktiyle kendimiz de gençken bu halleri yaşadığımızdan, istiyoruz ki bizim yaptığımız hataları, yanlışları gençlerimiz yapmasınlar. Ve istiyoruz ki bizim vardığımız doğru sonuçları onlar, bizim kadar çok vakit harcayarak ve çok yanlışlar yaparak öğrenmesinler, daha çabuk olarak ve daha çok doğruyu daha kısa zamanda nefislerindekilerle değiştirsinler. Zira bizim önümüzde yaşayan örneklerimiz yoktu ve bu doğrulara çok zaman emek harcayarak ulaştık. Lakin onların önlerinde hiç değilse bazı örnekler bulunmaktadır. Unutulmamalıdır ki İslâm olacaklar, mü’min olmayı isteyeceklerin önünde Allah’ın gösterdiği bir “güzel örnek (usvet’ül-Hasene)” vardır. O da Allah’ın elçisi Muhammed Resulullahtır. Okumaya devam edin ‘Gençlere Tavsiyeler’
De ki:” Eğer duanız olmasaydı, Rabbim size ne kıymet verirdi?…”
Furkan / 77
İnsanoğlu, yeryüzüne ayak bastığı günden günümüze kadar pek çok safhalardan geçti. Bu devre içinde nice medeniyetler, nice saadetler ve nice hüsranların tanığı oldu… Ancak varolduğu günden günümüze kadar geçen sürede sadece üçyüzdoksan yıl barışı gören insanlık’ın hayatına daima göz yaşı ve hüsran egemen olmuştur. Çünkü insanlık maalesef her dönemde ihtiraslarının, basiretsizliklerinin, cehaletinin ve gururunun, kendisini yere seren o hastalıklı iç isyanlarını hiçbir zaman gerektiği gibi bastıramamıştır. Gûya bir hayatı yaşıyoruz, şöyle ya da böyle… Yani rastgele bir hayatı, bizim için biçilmiş ve yaşamaya mahkum bırakıldığımız hayatı… Neresinden bakarsanız içinde daima endişe, korku, şüphe, tedirginlik, güvensizlik ve ürkekliğin egemen olduğu bir hayat…. İnsanoğlu yüz yüze bırakıldığı bu bereketsiz hayatında aldığı derin yaraları maalesef göz yaşlarıyla da saramayacaktır.
Tarihi bir realite olarak insan toplulukları belki sosyal bir dürtü, belki de bir sevk-i tabi olarak özellikle hayatının zorluklarla kesiştiği dönemlerde, kendisine bu zorluklar karşısında umut ve güven verebilecek üstün nitelikli önderler arar. Tarihin ilk yazılı metinlerinden bu yana hiç değişmeyen toplumsal bir olgu olarak bu hep böyle olmuştur. Derin sıkıntılar içinde bocalayan ve her vesile ile sıkıntılarına çözümler arayan kitleler, duygularını dillendiren ve onlara kurtuluşun umudunu vaat eden liderlere koşulsuz bir teslimiyetle inan ve güven beslerler. Hatta modern yüzyılda hem doğuda hem de batıda geniş halk kitlelerinin sadece umutla değil âdeta tanrısal bir bağla güven duyup teslim oldukları liderler tarafından ne büyük acılar yaşatıldığına bütün utanç ve istismar tablolarıyla tarih tanıklık etmektedir. Okumaya devam edin ‘Cehalet ve Parçalanan Umutlar’
Hak’ka Rağmen Hak
Yayınlanma Ekim 29, 2008 Demokrasi , Türkiye Cumhuriyeti , Yahudiler , Yaşam , İslam Ümmeti Leave a Comment
İnsan hakları, kadın hakları, hayvan hakları ve bunlara benzeyen terkipler günlük siyasal/sosyal dilde sıkça kullanılıyor; kanaatimce bir anlamda eritiliyor hatta tüketiliyorlar. Hele İslam’a aidiyetleriyle şöhret kazanmış kalem erbabının dilinde ulu orta savrulan söz konusu söylemleri okudukça/işittikçe içim burkuluyor. Mü’minlerle mü’min olmayanların Hak anlayışları nasıl bu kadar birbirine benzeyebilir, şaşıyorum. Hak, hukuk ve hakikat kelimelerinin akrabalığını, yakınlık derecelerini, türev ve tedailerini en iyi, en doğru bilmesi, anlaması gerekenler mü’minlerdir. Çünkü Allah Hak’tır. Bilcümle hukuk ve hakikatin kendisi ve menşeidir. O mutlak hak, mutlak hakikattir. İnsan hakları ve benzeri kullanımları, sıkça önümüze süren mü’minler hadisenin bu boyutunu ihmal ederek, unutarak konuşabilir, yazabilirler mi?
Seküler anlayışın yani varoluşumuzdaki ilahi iradeyi gözardı eden, yok sayan bir zihniyetin insan hakları terkibine yüklediği anlam ile mü’minlerinki birbiriyle örtüşebilir mi? Düşünün ki seküler anlayış Hak’kı tanrı veya tanrıların elinden (ç)almış, onların hazinesinden aşırıp kendi mülkü kılmış gibi böbürlenir. Hak’kın tayin ve tespitindeki ilahi rolü insana hamleder. Bugünkü İslam dışı dünyanın hemen tümü hak, hukuk ve hakikatin kriterlerini insan teki veya kalabalıklarının ins(af)iyatifine terketmiştir. Onların insan hakları namına dile getirdikleri her iddia beşeri keyfiliklerin gaddarlığına maruzdur. Şahsiyeti kalabalıkların kahrına medar bırakan zalimane bir mantığın eseridir. Okumaya devam edin ‘Hak’ka Rağmen Hak’

Ne Dediler ?